Мы используем файлы cookie.
Продолжая использовать сайт, вы даете свое согласие на работу с этими файлами.

Yanık

Подписчиков: 0, рейтинг: 0
Yanık
Hand2ndburn.jpg
İkinci derece yanmış bir el
Uzmanlık Acil tıp Bunu Vikiveri'de düzenle

Yanık, ısı, elektrik, kimyasal madde, sürtünme ya da radyasyon nedeniyle et veya deri üzerinde meydana gelen bir yaralanma çeşididir. Yalnızca derinin üst katmanını etkileyen yanıklar yüzeysel veya birinci derece yanık olarak tanımlanmaktadır. Yanık bazı alt katmanlara da geçtiğinde, kısmi kalınlıkta yanık ya da ikinci derece yanık olarak nitelendirilir. Tam kalınlıkta veya üçüncü derece yanıklarda, yara derinin tüm katmanlarına geçmiş olur. Dördüncü derece yanıkta ise yara ilaveten kas veya kemik gibi daha derin dokuları da etkiler.

Tedavisi

Gerekli tedavi, yanığın şiddetine göre değişmektedir. Yüzeysel yanıklar basit ağrı kesiciler ile tedavi edilebilirken, daha büyük yanıklar özel yanık tedavi merkezlerinde daha uzun süreli tedavi gerektirebilir. Yanığa soğuk su tutmak acıyı hafifletip yara oluşumunu azaltabilir, fakat soğuğa uzun süre maruz kalmak da düşük vücut sıcaklığına yol açabilir. Kısmi kalınlıkta yanıkların sabun ve su ile temizlenmesi, devamında da sarılması gerekebilir. Su toplayan yerlere ne yapılması gerektiği tam olarak belli değildir, ancak muhtemelen en uygunu kabarcıklara dokunmamak olacaktır. Tam kalınlıktaki yanıklar genellikle deri grefti gibi cerrahi tedaviler gerektirmektedir. Geniş çaplı yanıklarda genellikle yüksek miktarda damar içi sıvıya ihtiyaç duyulur, zira yanığa vücudun verdiği iltihabi yanıt kılcal damardan önemli derecede sıvı çıkışı ve ödem ile sonuçlanacaktır. Yanıklara ilişkin en yaygın komplikasyonlar enfeksiyon ile ilgilidir.

Epidemoloji

Geniş çaplı yanıklar ölümcül olabilirken, 1960’tan beri geliştirilen modern tedaviler özellikle çocuk ve gençlerde alınan sonuçları önemli derecede geliştirmiştir. Tüm dünyada yaklaşık 11 milyon insan tıbbi tedaviye başvurmakta ve her yıl yaklaşık 300.000 kişi yanık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, bir yanık tedavi merkezine kabul edilen hastaların yaklaşık %4’ü yaraları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.

Belirtiler ve semptomlar

Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır. Yüzeysel yanıklarda iki veya üç gün boyunca acı hissedilmekte, sonraki birkaç gün içinde ise deri soyulmaktadır. Daha şiddetli yanıklara maruz kalanlar ise gerginlik hissettiklerini söyleyebilir veya acıdan ziyade bir bası hissinden şikâyet edebilirler. Tam kalınlıktaki yanıklarda hafif dokunuş veya iğne batırmaları hiç hissedilmeyebilir. Yüzeysel yanıklar genellikle kırmızı renkte olurken, daha şiddetli yanıklarda pembe, beyaz veya siyah yaralar gözlenebilir. Ağzın etrafındaki yanıklar veya burun içinde yanmış kıllar, solunum yollarında yanık meydana geldiğine işaret edebilir, ancak bu bulgular kesin olarak belirleyici değildir. Yanığın daha ciddi belirtileri arasında şunlar vardır: nefes darlığı, ses kısıklığı ve stridor veya hırıltılı solunum. İyileşme süreci boyunca kaşıntı sıklıkla görülebilir; kaşıntı yetişkinlerin yaklaşık %90’ında, çocukların ise tamamında meydana gelmektedir. Hissizlik veya karıncalanma elektrik kaynaklı yanıklardan sonra uzunca bir süre devam edebilir. Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.

Tür İlgili deri katmanları Görünüm Doku His İyileşme Süresi Prognoz Örnek
Yüzeysel (Birinci derece) Epidermis Kırmızı ve kabarcıksız Kuru Ağrı verici 5-10 gün Sorunsuzca iyileşir; Sıkça tekrarlanan güneş yanığı sonradan cilt kanserine yakalanma riskini artırır Güneş yanığı tipik bir birinci derece yanıktır.
Kısmi kalınlıkta yüzeysel (İkinci derece) Yüzeysel (papiler) dermise geçer Şeffaf kabarcıklar ile kızarıklık. Bası ile beraber beyazlık. Nemli Çok ağrır 2–3 haftadan daha az Lokal enfeksiyon/selülit olur fakat genellikle iz kalmaz

Baş parmakta ikinci derece yanık

Derin kısmi kalınlıkta (İkinci derece) Derin (retiküler) dermise geçer Sarı veya beyaz. Daha az beyazlık olur. Su toplayabilir. Epeyce kuru Bası ve gerginlik 3–8 hafta İzler, kasın devamlı kasılmasından dolayı eklem hareketinde kayıp (Kesip çıkarma ve deri grefti gerektirebilir) Kaynar su ile temastan meydana gelen ikinci derece yanık
Tam kalınlıkta (Üçüncü derece) Bütün dermise geçer Katı ve beyaz/kahverengi Beyazlık olmaz Kayış gibi Ağrı olmaz Uzun sürer (ay bazında) ve tam olarak tamamlanmaz İzler, kasın devamlı kasılmasından dolayı eklem hareketinde kayıp, uzvun kesilmesi (erken kesilip çıkarılması tavsiye edilir) Motosiklet susturucusunun neden olduğu sekiz günlük bir üçüncü derece yanık.
Dördüncü derece Bütün deriye, alttaki yağ katmanı, kas ve kemiklere geçer Siyah; kavrulmuştur ve eskar oluşmuştur Kuru Ağrı olmaz Kesip çıkarılmayı gerektirir Uzvun kesilmesi, önemli derecede işlev kaybı ve bazı durumlarda ölüm. Dördüncü derece yanık

Sebep

Yanıklara ısıl, kimyasal, elektrik ve radyasyon şeklinde sınıflandırılmış çeşitli dış kaynaklar neden olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, yanıkların en yaygın nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır: yangın veya alev (%44), kaynar sıvılar (%33), sıcak nesneler (%9), elektrik (%4) ve kimyasal maddeler (%3). Çoğu yanık yaralanmaları (%69) evde veya işte (%9) meydana gelmekteyken, bunların çoğu kazara yaşanmaktadır; yanıkların %2’si saldırı sonucu, %1 ila %2’si ise intihar girişiminde meydana gelmektedir. Bu kaynaklar yaklaşık %6 oranında solunum yolları ve/veya akciğerlerde solunum yaralanmalarına sebep olabilmektedir.

Yanık sebepli yaralanmalar yoksul kesimde daha çok meydana gelmektedir. Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir. Yangın kaynaklı yanıklar genellikle soğuk iklimlerde daha çok görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde belirgin risk faktörlerinin arasında açık ateşte veya yerde yemek pişirmenin yanı sıra çocuklardaki gelişim yetersizliği ve yetişkinlerdeki kronik hastalıklar bulunmaktadır.

Isıl

Amerika Birleşik Devletleri’nde yanıkların en yaygın sebebi yangın ve sıcak sıvılardır. Ölümle sonuçlanan ev yangınlarının sebepleri arasında sigaranın payı %25, ısıtma cihazlarının payı ise %22’dir. Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Haşlanmanın sebebi sıcak sıvı ve gazlardır; haşlanma en çok sıcak içecekler, banyoda veya duşta yüksek sıcaklıkta çeşme suyu, kızgın yağ veya buhar gibi dış etkenlere maruz kalma sonucunda meydana gelmektedir. Haşlanma kaynaklı yaralanmalar en çok beş yaş altındaki çocuklarda görülmektedir; Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avustralya’da bu grup tüm yanıkların neredeyse üçte ikisini oluşturmaktadır. Sıcak nesnelerle temas, çocuklarda görülen yanıkların yaklaşık %20 ila %30’unun sebebini teşkil etmektedir. Haşlanmalar genellikle birinci veya ikinci derece yanıktır, ancak özellikle de uzun süreli temas nedeniyle üçüncü derece yanıklar ortaya çıkabilmektedir.Havai fişekler de pek çok ülkede bayram zamanlarında yanıkların yaygın bir sebebini teşkil etmektedir. Bu özellikle ergenlik çağındaki erkekler için risk oluşturmaktadır.

Kimyasal maddeler

Kimyasal maddeler tüm yanıkların %2’si ila %11’inin sebebini oluşturmakta ve yanık kaynaklı ölümlerin yaklaşık %30’una neden olmaktadır. Kimyasal yanıklara 25.000’den fazla madde neden olabilmektedir; bunların çoğu ya kuvvetli bir baz (%55) ya da kuvvetli bir asittir (%26). Kimyasal yanık nedenli ölümlerin çoğu yutma kaynaklıdır. Bu tür yanıklara en çok neden olan maddelerden bazıları tuvalet temizleyicilerinde bulunan sülfürik asit, çamaşır suyunda bulunan sodyum hipoklorit ve boya çıkarıcılarda bulunan halojenli hidrokarbonlardır.Hidroflorik asit maruz kalındıktan sonra bir müddet belirti vermeyebilen bir hayli derin yanıklara neden olabilmektedir.Formik asit ise önemli sayıdaalyuvar kaybına neden olabilmektedir.

Mukozaların kimyasal yanıkları

Ağız yoluyla alınan asid ve alkaliler ile bazı kimyasal maddelerin, mukozalarda nekroza dek varabilen etkileri saptanır. Maddenin etkisi konsantrasyonuna ve etki süresine bağlıdır. Yüksek konsantrasyonlu kimyasal maddeler çok kısa sürede nekrozlar (erozyon ya da ülser) oluştururken, düşük konsantrasyonlu kimyasalların uzun süreli etkisiyle mukozada sarımsı-beyaz renk değişikliği ortaya çıkar. Yüksek konsantrasyonlu kimyasal maddelerin çoğu ülserlere ve güçlü fibrozislere yol açar; örneğin, kostik madde yanıklarında özofagus kadar ağız mukozası da etkilenir (kostik madde yutulmasına bağlı ağız mukozası ve özofagus yanıkları, özellikle zeytinyağı üretilen Ege, Marmara ve Güneydoğu Anadolu gibi yörelerdeki çocuklarda sık görülür).

Yüzeysel etki gösterebilen maddelerin neden olduğu sarımsı-beyaz renkli plakların nedeni epitelde oluşan spongiozistir. Kimyasal maddenin etkisi giderildiğinde renk değişikliği de kaybolur. Örneğin, diş ağrısı nedeniyle lokal aspirin uygulaması yapan hastalarda, alveol kreti ile yanak arasındaki oluğun mukozasında beyazımsı renkte lezyonlara rastlanır. Aspirin, mukozanın direncini azaltır, apoptozisi hızlandırır ve epitel hücrelerinin rejenerasyon işlevini bozar. Benzer lezyonlara ezilmiş sarımsak, gümüş nitrat, formokrezol, sodyum hipoklorid, paraformaldehid, dişhekimliğinde kullanılan başkaca kimyasal maddeler de yol açabilir. Uzun süreli etkilerde, sarımsı-beyaz renkli plakların üzerindeki epitel örtüsü nekrozlaşır; fibrinle örtülü, sınırları düzensiz ağrılı bir erozyon ortaya çıkar. Aft tedavisinde lezyonlar üzerine uygulanan gümüş nitrat, sağlam dokulara taşarsa grimsi-beyaz renk değişikliğine neden olur, etki uzun sürerse güçlü nekrozlar yapar. Ağız çalkalama sıvılarının içeriğinde bulunan hidrojen peroksidin uzun süreli etkisi erozyonlara neden olur. Alkol ve klorheksidin içeren ağız yıkama sıvıları, kimyasal mukoza yanıklarına neden olabilmektedir. Kök kanallarının temizlenmesi ya da diş beyazlatma amacıyla uygulanan sodyum hipoklorür çözeltisinin mukoza yüzeylerine kaçması erozyon ve ülserler oluşturur. Dişhekimliğinde kullanılan fosforik aside ve trikloroasetik aside bağlı kimyasal yanık ülserleri malpraktis açısından önemlidir (yatrojen stomatitler).

Konsantrasyonu yüksek kimyasal maddelere bağlı geniş mukoza yanıklarının kronik evresi akut evresi kadar sıkıntılıdır. Kronik evrede ortaya çıkan sikatrisler ve bunlara bağlı büzüşmeler yaşam niteliğini düşürürler. Ağız mukozasındaki büzüşmeler (kontraktürler) 3 grupta değerlendirilirler;

(a) Ön bölge kontraktürleri: özellikle kaza ya da intihar amacıyla içilen ancak yutulmadan tükürülen kostik maddelere bağlı yanıklarda dudaklar, kommisuralar, dil sırtı, dilaltı, ağız tabanının ön bölgesi ve yanaklarda oluşan ülserlerin iyileşmesinden sonra ortaya çıkarlar.

(b) Arka bölge kontraktürleri: yanakların ve dilin arka bölümleri, dil kökü, azı dişlerinin bitimindeki bölge (retromolar bölge) ile orofarinksten özofagusun büyük bölümüne dek yayılan kontraktürleri içerir. Yutulan kostik madde etkisine bağlı nekrozların iyileşmesiyle ortaya çıkarlar.

(c) Kombine kontraktürler: ön ve arka bölge kontraktürlerinin birlikte görüldüğü olgulardır. Kostik maddenin ağızda tutulduktan sonra yutulmasının sonucudur.

Kimyasal yanıkların tedavisinde kontraktürlerin düzeltilmesi çabası görülür. Özofagusun çok zarar gördüğü olgularda, balon ya da basit bir cerrahi tedavi yetersiz kalırsa, hastadan alınan bağırsak parçasının transplantasyonu uygulanmaktadır.

Elektrik

Elektrik yanıkları veya yaralanmaları yüksek gerilim (1000 volt ve üzeri), alçak gerilim (1000 volttan düşük), veya elektrik arkından kaynaklanan parlama yanığı şeklinde sınıflandırılmaktadır. Çocuklarda elektrik yanıklarının en yaygın sebebi elektrik kabloları (%60) ve ardından elektrik prizleridir (%14).Yıldırım da elektrik yanıklarına sebep olabilir. Yıldırım çarpması riski dağ tırmanışı, golf ve saha sporları gibi dış mekan aktiviteleri sırasında veya dışarıda çalışırken söz konusu olabilmektedir. Yıldırım çarpmasından ölme riski yaklaşık %10’dur.

Elektrik kaynaklı yaralanmalar en çok yanık ile sonuçlanmasına rağmen, bunlar aynı zamanda künt travma veya kas kontraksiyonu kaynaklı kırık veya çıkıklara sebep olabilmektedir. Yüksek gerilimden kaynaklanan yaralanmalarda, hasarın çoğu vücudun içinde meydana gelebilir; dolayısıyla yaralanmanın boyutu yalnızca derinin muayenesi ile tespit edilemez. Alçak gerilim veya yüksek gerilim elektrik ile temas kardiyak aritmi veya kalp krizi ile sonuçlanabilir.

Ağız ve çevresindeki elektrik yanıklarına genellikle çocuklarda rastlanır; 1-3 yaşlarındaki çocukların elektrik kablolarını çiğnemesinin ya da emmesinin sonucudur. Elektrik akımı, solunum ve dolaşım durmasıyla ölüme neden olur. Dudaklarda ve dudakların birleşme yerlerinde ortası krater gibi çökük gri-beyaz renkli nekroz alanları saptanır; bunlara elektrik akımı giriş lezyonu adı verilir. Ağız mukozasından giren elektrik akımı, vücudun (el, kol, bacak) yere ya da duvara temas ettiği alandan dışarı çıkar (çıkış lezyonu). Çıkış lezyonları genellikle geniş yüzeylidir ve önemli bir bulgu olmayabilir. Ölümle sonuçlanmayan olgularda, özellikle giriş alanındaki yanıklar güç iyileşir ve büzüşmelere neden olan önemli sikatrisler bırakır; büzüşmeler dudaklar, dudakların birleşme yerleri, dilaltı ve ağız tabanının ön bölgesi ile yanaklarda görülür. Alveol kretlerinin etkilenmesi dişlerin sürmesinde sorunlara yol açar. Tedavilerinde cerrahi uygulamaların yanı sıra özel protezler de gerekebilmektedir.

Radyasyon

Radyasyon yanıkları, mor ötesi ışınlara (örneğin güneş, solaryum ya da ark kaynağı) ya da iyonize radyasyona (örneğin radyoterapi, Röntgen ışınları ya da nükleer serpinti) uzun süre maruz kalma sonucu meydana gelebilmektedir. Radyasyon yanıklarının en yaygın sebebi ve toplamda yüzeysel yanıkların en büyük sebebi güneşe maruz kalmaktır. İnsanlarda güneş yanığının ne kadar kolay oluşacağı cilt tipine göre büyük değişiklikler göstermektedir. İyonize radyasyonun derideki etkileri, bölgenin bu tür ışınıma ne kadar maruz kaldığına bağlıdır; 3 Gy’den sonra saç dökülmesi, 10 Gy’den sonra kızarıklık, 20 Gy’den sonra cilt soyulması ve 30 Gy’den sonra nekroz görülmektedir. Eğer meydana gelecek olursa, kızarıklık ışınıma maruz kalındıktan sonra bir müddet ortaya çıkmayabilir. Radyasyon yanıkları diğer yanıklar gibi tedavi edilir.Mikrodalga yanığı, mikrodalgaların ortaya çıkardığı termal ısınma yoluyla meydana gelir. Işınıma iki saniye kadar kısa süreyle maruz kalmak bile yaralanmaya sebep olabilirken, genellikle bu durum çok yaygın olarak görülmemektedir.

Kasıt sonucu meydana gelen yanıklar

Haşlanma veya yangın sebepli yanıklardan dolayı hastanelere yönlendirilen vakaların %3 –10’u saldırı kaynaklıdır. Bu sebeplerin arasında şunlar vardır: çocuk istismarı, şahsi anlaşmazlıklar, eş istismarı, yetişkin istismarı ve işle ilgili anlaşmazlıklar. Suya batırma kaynaklı yaralanmalar veya haşlanmalar çocuk istismarının bir işareti olabilir. Bu tür yanıklar bir uzuv veya belden aşağısı (kalça veya perine) kaynar suyun altına tutulduğunda meydana gelmektedir. Genellikle dümdüz ve belirgin bir üst sınır oluşturur ve çoğunlukla simetriktir. Muhtemel bir istismarın söz konusu olduğu durumlardaki yüksek riskli belirtilerin arasında ise şunlar vardır: çevresel yanıklar, sıçrama işaretlerinin olmaması, her tarafı aynı derinlikte bir yanık ve ihmal veya istismarın diğer belirtileriyle bağlantılar.

Aile içi şiddetin bir çeşidi olan gelin yakma, Hindistan gibi bazı kültürlerde kocanın veya onun ailesinin başlık parasını az bulması üzerine kadının yakılmasıdır. In Pakistan’da asit yanıkları kasıtlı yanıkların %13’ünü teşkil etmekte olup çoğunlukla aile içi şiddetten dolayı meydana gelmektedir.Kendini ateşe verme (bir şeyi protesto etmek için kendi kendini yakma eylemi) de Hint kadınlar arasında epeyce yaygındır.

Patofizyoloji

Yanığın üç derecesi

44 °C (111 °F) dereceyi aşan sıcaklıklarda proteinler üç boyutlu şekillerini kaybetmeye ve parçalanmaya başlar. Bu durum hücre ve doku zedelenmesine yol açar. Yanıkların sağlık üzerindeki doğrudan etkilerinin çoğu, derinin normal işleyişinin bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunların arasında derinin hissetme yetisinde, buharlaşma yoluyla su kaybını önleme yetisinde ve vücut sıcaklığını kontrol etme yetisinde bozulma bulunmaktadır. Hücre zarlarında bozulma ise hücrelerin dışarıya potasyum vermesine ve içeriye su ve sodyum almasına neden olmaktadır.

Geniş çaplı yanıklarda (toplam vücut yüzeyinin %30’undan fazlasını kapsar), önemli derecede iltihabi yanıt söz konusu olmaktadır. Bu durum kılcal damarlardan dışarıya doğru artan sıvı çıkışına, ve sonrasında doku ödemine yol açmaktadır. Bu durum toplam kan hacminde kayba neden olmakta, kalan kan ise önemli derecede plazma kaybına maruz kalmakta, bu durum da kanı daha yoğun hale getirmektedir. Böbrek veya sindirim yolları gibi organlara olan kan akışının zayıflığı böbrek yetmezliği ve mide ülserine yol açabilir.

Katekolamin ve kortizol seviyelerinin artması, uzun yıllar sürebilecek hipermetabolik duruma sebep olabilir. Bu durum artan kalp debisi, metabolizma, hızlı kalp atışı ve zayıf bağışıklık fonksiyonu ile ilişkilendirilmektedir.

Teşhis

Yanıklar derinlik, yaralanma şekli, boyut ve bağlantılı yaralanmalara göre sınıflandırılabilir. En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir. Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir. Bir yanığın derinliğini tek bir muayenede doğru biçimde tespit etmek zor olabilir; dolayısıyla birkaç günlük aralıklarla tekrarlanan muayeneler gerekebilir.Baş ağrısı veya baş dönmesi olup da yangın kaynaklı bir yanığı olanlarda, karbon monoksit zehirlenmesi ihtimali değerlendirilmelidir.Siyanür zehirlenmesi de göz önüne alınmalıdır.

Genişlik

Bir yanığın genişliği, kısmi kalınlıkta veya tam kalınlıkta yanıklardan etkilenen toplam vücut yüzey alanı (TVYA) yüzdesi ile ölçülmektedir. Yalnızca kırmızı renkte olan ve su toplamayan birinci derece yanıklar bu tahmine dâhil edilmemektedir. Çoğu yanıklar (%70) TVYA’nın %10’undan azını ilgilendirmektedir.

TVYA’yı belirlemek için kullanılan birçok yöntem vardır; bunların arasında “dokuzlar kuralı”, Lund ve Browder şemaları ve kişinin avuç içi genişliğine dayalı tahminler bulunmaktadır. Dokuzlar kuralının hatırlanması kolaydır ancak bu kural yalnızca 16 yaşından büyük hastalarda doğru sonuç vermektedir. Lund ve Browder şemaları kullanılarak daha doğru tahminler yapılabilir; bu şemalar yetişkin ve çocuklarda vücut bölümlerinin farklı oranlarını dikkate almaktadır. Bir insanın elinin içinin genişliği (avuç içi ve parmaklar dahil), TVYA’nın yaklaşık %1’ine denk gelmektedir.

Şiddet

Amerikan Yanık Derneği’nin yanık şiddeti sınıflandırması
Hafif Orta Ağır
Yetişkin <%10 TVYA Yetişkin %10-20 TVYA Yetişkin >%20 TVYA
Genç veya yaşlı < %5 TVYA Genç veya yaşlı %5-10 TVYA Genç veya yaşlı >%10 TVYA
<%2 tam kalınlıkta yanık %2-5 tam kalınlıkta yanık >%5 tam kalınlıkta yanık
Yüksek gerilimden yaralanma Yüksek gerilim yanığı
Muhtemel solunum yaralanması Bilinen solunum yaralanması
Çevresel yanık Yüz, eklemler, eller veya ayaklarda ciddi yanık
Diğer sağlık sorunları Bağlantılı yaralanmalar

Özel bir yanık tedavi birimine sevke gerek olup olmadığını belirlemek için Amerikan Yanık Birliği bir sınıflandırma sistemi geliştirmiştir. Bu sistem kapsamında, yanıklar ağır, orta ve hafif olarak sınıflandırılmaktadır. Buna birçok faktöre dayalı olarak karar verilmektedir; bunların arasında yanıktan etkilenen toplam vücut yüzeyi alanı, belirli anatomik bölgelerin yanıkla ilgisi, kişinin yaşı ve bağlantılı yaralanmalar bulunmaktadır. Hafif yanıklar genellikle evde tedavi edilebilmekte, orta yanıklar genellikle hastanede tedavi edilmekte, ağır yanıklara ise yanık tedavi merkezlerinde bakılmaktadır.

Önleme

Geçmişten beri tüm yanıkların yaklaşık yarısı önlenebilir olarak değerlendirilmiştir. Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır. Önleyici önlemlerin arasında şunlar bulunmaktadır: sıcak su sıcaklıklarının sınırlandırılması, duman alarmları, yağmurlama sistemleri, binaların uygun biçimde inşası ve ateşe dayanıklı kıyafetler. Uzmanlar su ısıtıcılarının sıcaklık ayarının 48,8 °C (119,8 °F) altında yapılmasını tavsiye etmektedir. Haşlanmaları önlemek için alınabilecek diğer önlemler, banyo suyu sıcaklığını ölçmek için termometre kullanmak ve ocaklara sıçrama siperleri yerleştirmektir. Havai fişeklere ilişkin düzenlemeler yapılmasının etkileri çok belirli olmasa da, muhtemel bulgulara göre havai fişeklerin çocuklara satışının sınırlandırılmasını da içeren tavsiyeler bu konuda faydalı olmaktadır.

Tedavi

Resüsitasyon (canlandırma), kişinin solunum yolları, solunum ve dolaşımının değerlendirilmesi ve normale döndürülmesi ile başlar. Solunuma ilişkin bir yaralanmadan şüpheleniyorsa, erkenentübasyon gerekli olabilir. Bunu yanık yarasının tedavisi izler. Geniş yanıkları olan kişiler hastaneye getirilene kadar temiz çarşaflara sarılabilir. Yanık yaraları enfeksiyona eğilimli olduğundan, kişi eğer son beş yılda bağışıklık kazanmadıysa, tetanos aşısı yapılmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde acil servise gelen yanıkların %95’i tedavi edilmekte ve taburcu edilmekte, %5’inin ise hastaneye sevk edilmesi gerekmektedir. Ağır yanıklarda erken beslenme önemlidir.Hiperbarik oksijen tedavisi de geleneksel tedavilere ilaveten faydalı olabilmektedir.

Damar içi sıvılar

Doku perfüzyonu zayıf olanlara, izotonik kristaloid solüsyon kapsülleri verilmelidir. Yanıkları TVYA’nın %10-20 ’sini aşan çocuklarda ve yanıkları TVYA’nın %15 ’ini aşan yetişkinlerde bunun ardından formel sıvı resüsitasyonu başlatılmalı ve hasta takip edilmelidir. Yanıkların TVYA’nın %25 ’ini aştığı durumlarda bu süreç mümkünse hastane öncesi aşamada başlatılmalıdır.Parkland formülü ilk 24  saatte gereken damar içi sıvıların hacminin belirlenmesine yardımcı olabilir. Bu formül, yanığa maruz kalan kişinin TVYA’sı ile ağırlığına dayanmaktadır. Sıvının yarısı ilk 8  saatte, gerisi ise sonraki 16  saatte verilmelidir. Süre sıvı resüsitasyonunun başlatıldığı zamandan değil, yanığın meydana geldiği zamandan başlayarak hesaplanır. Çocuklara ayrıca glukoz içeren bir tedavi sıvısı verilmesi gerekebilir. Ayrıca, solunum yaralanmaları olan kişilerin daha çok sıvıya ihtiyacı vardır. Yetersiz sıvı resüsitasyonu sorunlara yol açabilir, ancak fazla resüsitasyon da durumu kötüleştirebilir. Formüller yalnızca birer rehberdir; verilecek sıvı en iyi şekilde şu ölçütlere göre belirlenir: yetişkinlerde >30 mL/h veya çocuklarda >1mL/kg’dan fazla idrar çıkışı ile 60 mmHg’den fazla ortalama arter basıncı.

Laktatlı Ringer solüsyonu sıklıkla kullanılmasına karşın, normal salin solüsyonundan daha iyi olduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır.Kristaloid sıvılar en az kolloid sıvılar kadar iyidir, ancak kolloid sıvılar daha pahalı olduğundan pek tavsiye edilmemektedir.Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar genellikle yalnızca ilgili komplikasyon risklerinden dolayı hemoglobin seviyesinin 60-80 g/L (6-8 g/dL) altına düştüğü durumlarda tavsiye edilmektedir. Gerektiğinde yanmış derinin içine damar içi kateterler yerleştirilebilir veya kemik içi infüzyona başvurulabilir.

Yara tedavisi

Yarayı hemen (yanık oluşumundan sonraki 30 dakika içinde) soğutmak, yanığın derinliğini ve acıyı azaltır, ancak fazla soğutma hipotermiye yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Soğutmada 10–25 C derecede soğuk su kullanılmalıdır; buzlu su kullanılmamalıdır zira buzlu su yaralanmayı daha da artırabilir. Kimyasal yanıklarda kapsamlı bir yıkama gerekebilir. Sabun ve suyla yıkama, ölü dokunun çıkarılması ve yaranın sarılması, yara tedavisinde önemli noktalardır. Eğer zarar görmemiş su kabarcıkları mevcutsa, bunlara ne yapılması gerektiği kesin olarak ortaya konulmamıştır. Henüz kesinleşmemiş bulgular, bunlara dokunulmaması gerektiğin görüşünü desteklemektedir. İkinci derece yanıklar iki gün sonra yeniden değerlendirilmelidir.

Birinci ve ikinci derece yanıkların tedavisinde hangi tür sargıların kullanılması gerektiğine ilişkin çok az nitelikli bulgu mevcuttur. Birinci derece yanıkların herhangi bir sargı kullanılmadan tedavi edilmesi uygundur. Haricen kullanılan antibiyotikler sıklıkla tavsiye edilmesine karşın, kullanımlarını destekleyen çok az bulgu vardır.Gümüş sülfadiazin (bir tür antibiyotik) iyileşme süresini uzatabileceğinden tavsiye edilmemektedir.Gümüş içeren sargıların veya negatif basınçlı yara tedavisi kullanımını destekleyecek bulgular yetersizdir.

İlaçlar

Yanıklar çok ağrılı olabilmektedir; ağrı tedavisi için ise birçok farklı seçeneğe başvurulabilir. Bunların arasında basit analjezikler (ibuprofen ve asetaminofen gibi) ve morfin gibi opioidler bulunmaktadır. Anksiyeteyi azaltmak için analjeziklere ilaveten benzodiazepinler kullanılabilir. İyileşme süreci boyunca, kaşıntıyı hafifletmek için antihistaminikler, masaj ya da transkutanöz sinir stimülasyonu kullanılabilir. Fakat antihistaminikler bu amaç kapsamında vakaların yalnızca %20’sinde etkili olmaktadır.Gabapentin kullanımını destekleyen kesin olmayan bulgular mevcuttur; nitekim antihistaminik ile düzelmeyen vakalarda kullanımı uygun olabilir.

Çok geniş yanıkları (>%60 TVYA) bulunan kişilerde ameliyattan önce damar içi antibiyotikler tavsiye edilmektedir. (2008 (2008) itibarıyla), 2008’den beri rehberler antibiyotik direnci ve artan mantar enfeksiyonu riskine ilişkin kaygılar nedeniyle bunların genel kullanımını tavsiye etmemektedir. Fakat kesin olmayan bulgular, geniş ve ağır yanıklarda hayatta kalma oranını artırabildiklerini göstermiştir.Eritropoetinin, yanıkları olan kişilerde anemiyi önleme veya tedavi etme konusunda etkili olduğu sonucuna ulaşılmamıştır. Hidroflorik asitten kaynaklanan yanıklarda, kalsiyum glukonat belirgin bir antidottur ve damar yoluyla ve/veya haricen kullanılabilir.

Ameliyat

Deri greftleri veya flepleri ile cerrahi yoldan kapatılması gereken yaraların (ufak bir tam kalınlıkta yanıktan daha ağır olan neredeyse tüm yanıkların) mümkün olduğunca erken tedavi altına alınması gerekir. Eklemlerde veya göğüsteki çevresel yanıklar eskaratomi olarak adlandırılan, derinin derhal cerrahi yoldan kesilmesi işlemini gerektirebilir. Bu işlem, uzuvlardaki kan dolaşımı veya solunum ile ilgili sorunları tedavi etmek veya önlemek için yapılmaktadır. Boyun veya parmak yanıklarında faydalı olup olmadığı kesin değildir. Elektrik yanıklarında fasyaların kesilerek açılması gerekebilir.

Alternatif tıp

Bal, antik çağlardan beri yaraların iyileştirilmesinde kullanılmıştır; dolayısıyla birinci ve ikinci derece yanıklarda etkili olabilir.Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir. Ağrıyı azaltmada faydalı olabilmesine ve 2007 yılında yapılan bir incelemede iyileşme süresinde kısalmaya ilişkin kesinleşmemiş bulgulara işaret edilmiş olsa da 2012 yılında yapılan başka bir incelemede iyileştirme konusunda gümüş sülfadiazini geçemediği tespit edilmiştir.

E vitamininin keloid (yara dokusunun aşırı biçimde büyümesi) veya izleri hafifletmeye yaradığını gösteren çok az bulgu vardır. Tereyağı tavsiye edilmemektedir. Düşük gelirli ülkelerde yanıkların üçte biri yaralara yumurta, çamur, yaprak veya tezek konulması gibi geleneksel tıp yöntemleri ile tedavi edilmektedir. Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır. Süreç boyunca yaşanan ağrıyı ve anksiyeteyi azaltmak için ilaçlara ilaveten kullanılabilecek sanal gerçeklik terapisi, hipnoz ve dikkat dağıtma teknikleri gibi davranışsal yaklaşımlar dâhil pek çok başka yöntem bulunmaktadır.

Prognoz

ABD’de prognoz
TVYA Ölüm oranı
<%10 %0.6
%10-20 %2.9
%20-30 %8.6
%30-40 %16
%40-50 %25
%50-60 %37
%60-70 %43
%70-80 %57
%80-90 %73
>%90 %85
Solunum %23

Prognoz geniş yanıkları olan hastalarda, daha yaşlı hastalarda ve kadın hastalarda daha kötü seyretmektedir. Duman solumaya bağlı bir yaralanmanın, uzun kemik kırıkları gibi başka önemli yaralanmaların ve ciddi eş zamanlı hastalıkların (örneğin, kalp rahatsızlığı, diyabet, psikiyatrik hastalık ve intihar eğilimi vb.) mevcudiyeti de prognozu etkilemektedir. Ortalama olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde yanık tedavi merkezlerine alınan hastaların %4’ü hayatını kaybetmektedir; burada hastanın akıbeti yanığın genişliğine bağlıdır. Örneğin, yanıkları %10 TVYA’dan az bir kısmı kaplayan hastalarda ölüm oranı %1’den az iken, yanıkları %90 TVYA’yı aşan hastalarda ölüm oranı %85 olmuştur. Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir. Yıllar boyunca ağır yanıkların prognozunu belirlemede Baux formülü kullanılmıştır; fakat daha gelişmiş tedavi yöntemlerinden dolayı bu formül artık pek doğru sonuç vermemektedir. Formülde yanığın büyüklüğü (% TBSA) ile kişinin yaşı toplanmakta, bu toplam da aşağı yukarı ölüm riskini vermektedir.

Komplikasyonlar

Yanıklarda en yaygını enfeksiyon olmak üzere, pek çok komplikasyon meydana gelebilmektedir. Muhtemel komplikasyonlar görülme sıklıklarına göre şöyledir: zatürre, deri altı yangısı, idrar yolu enfeksiyonu ve solunum yetmezliği. Enfeksiyona ilişkin risk faktörleri ise şu şekildedir: %30 TVYA’yı aşan yanıklar, tam kalınlıkta yanıklar, uç noktalarda yaş (genç veya yaşlı) veya bacaklarda veya perinede yanıklar. Zatürre özellikle solunum kaynaklı yaralanmalarda sıklıkla meydana gelmektedir.

%10 TVYA’yı aşan tam kalınlıktaki yanıklara bağlı anemi de sıkça görülmektedir. Elektrik yanıkları, kaslardaki hasar nedeniyle kompartıman sendromu veya rabdomiyolize yol açabilir. Vakaların %6’sı ila %25’inde bacak damarlarında kan toplanması olduğu tahmin edilmektedir. Ağır bir yanıktan sonra yıllarca devam edebilecek hipermetabolik durum, kemik yoğunluğunda azalmaya ve kas kitlesinde kayba neden olabilir. Bir yanık meydana geldikten sonra özellikle de genç ve koyu tenlilerde keloidler oluşabilir. Çocuklar yanıklardan sonra önemli psikolojik travmalar yaşayabilir ve posttravmatik stres bozukluğu geçirebilir. Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir. Gelişmekte olan ülkelerde, ciddi yanıklar sosyal izolasyon, aşırı yoksulluk ve çocukların terk edilmesine yol açabilir.

Yanık Engel Oranı Tablosu

Yanık engel oranı, yanığın şiddeti ve sınıfına bağlıdır. Yanık engel oranı belirlenirken, vücut yüzeyini kaplayan bölümü, yanığın verdiği tahribat ve etkilediği organlar dikkate alınır.

Yanık engel oranı tablosu

Vücut yüzeyinin %10’unu kaplayan ve ameliyatla giderilemeyen keloid hipertrofi %20
Vücut yüzeyinin %50’sini kaplayanlar %30
Vücut yüzeyinin %50’sinden fazlasını kaplayanlar %40
Saçlı derinin yarıdan çok alanını kaplayan yanıklar ve yaralar %25
Yanık zemininde gelişen Marjolin ülseri ve skuamöz kanserler ilgili branş tarafından

değerlendirilir.

Akciğer ve damar sistemini etkileyen yanıklar

  • Ağır inhalasyon travması sonucu Akciğerde kalan sekeller ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Akut Trakeotomi sonucu Trakea’da kalan sekeller ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık sonrası oluşan kalıcı damar içi pıhtılaşmaları ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık sonrası oluşan kalıcı lenfödemler ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Kulak Burun sistemini etkileyen yanıklar

  • Buruna ait sekeller ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Kulağa ait kayıp ve sekeller ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Göz ile ilgili yanıklar

  • Elektrik yanıkları sonrası oluşan katarakt ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Termal travma sonucu oluşan blefaritler ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Ürogenital sistemini etkileyen yanıklar

  • Yanık komplikasyonu sonucu oluşan üro-nefropatiler ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Elektrik travması ve yanık sonrası gelişen genital ve üriner organ sekelleri ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Sindirim sistemini etkileyen yanıklar

  • Curling ülseri perforasyonu sonucu opere edilen vakalar ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanığa bağlı özefagus darlıkları ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık komplikasyonu sonucu oluşmuş kolesistitler ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yıldırım çarpması ve elektrik travması sonucu oluşan ağır anorektal harabiyete bağlı kolostomililer ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık sonrası oluşmuş ileri kaşeksiler ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Hareket sistemini etkileyen yanıklar

  • Yanık sonrası uygulanan ampütasyon, dezartikülasyona bağlı extremite kayıpları ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık sebebiyle kalmış sindaktililer ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Extremiteleri ve eklemleri tutan sekel olarak kalmış kontraktürler ilgili branş tarafından değerlendirilir.
  • Yanık sonrası kostal kondritis ve heterotopik periartiküler kemik oluşması ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Sinir sistemini etkileyen yanıklar

  • Yanık sonrası oluşan merkezi ve periferik sinir lezyonları ilgili branş tarafından değerlendirilir.

Epidemiyoloji

2004 yılında 100.000 yerli başına yangına ilişkin Engellilikle geçen yaşam süresi.
  no data
  < 50
  50-100
  100-150
  150-200
  200-250
  250-300
  300-350
  350-400
  400-450
  450-500
  500-600
  > 600

2004 yılı itibarıyla tüm dünyada 11 milyon yanık için tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulmuş ve 300.000 kişi ölmüştür. Bu rakam, yanığı motorlu taşıt kazası, düşmeler ve şiddetten sonra 4. en önemli yaralanma sebebi yapmaktadır. Yanıkların yaklaşık %90’ı gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir. Bu durumun sebebi kısmen aşırı kalabalık ve emniyetsiz pişirme yöntemleri olarak gösterilmektedir. Toplamda ölümcül yanıkların neredeyse %60’ı 100.000’de 11,6 ile Güneydoğu Asya’da meydana gelmektedir.

Gelişmiş ülkelerde, yetişkin erkeklerde yanığa bağlı ölüm oranı kadınlardakinin iki katıdır. Bunun sebebi muhtemelen daha yüksek risk içeren mesleklerde çalışmaları ve daha çok risk alınan faaliyetlerde bulunmalarıdır. Fakat gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda kadınlar erkeklere göre iki kat fazla risk taşımaktadır. Bu durum da çoğunlukla mutfak kazaları ve aile içi şiddete bağlanmaktadır. Çocuklarda yanığa bağlı ölümler, gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelere göre on kattan daha fazla görülmektedir. Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir. 1980’lerden 2004 yılına kadar, birçok ülkede hem ölümcül yanık oranlarında hem de genel olarak yanıklarda azalma görülmüştür.

Gelişmiş ülkeler

Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl tahminen 500.000 yanık yaralanması tıbbi olarak tedavi edilmektedir. 2008 yılında bunların 3.300’ü ölümle sonuçlanmıştır. Çoğu yanıklar (%70) ve yanığa bağlı ölümler erkeklerde görülmektedir. Yangına bağlı yanıklar en çok 18 –35 yaşları arasındakilerde görülmekteyken, haşlanmalar en çok beş yaştan küçük çocuklarda ve 65 yaş üzeri yetişkinlerde görülmektedir. Elektrik yanıkları nedeniyle her yıl yaklaşık 1.000 kişi hayatını kaybetmektedir. Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır. Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.

Gelişmekte olan ülkeler

Hindistan’da her yıl yaklaşık 700.000 ila 800.000 kişi ciddi yanıklara maruz kalmakta; fakat bunların çok azı özel yanık tedavi birimlerinde tedavi edilmektedir. Yanıklar en çok 16–35 yaşları arasındaki kadınlarda görülmektedir. Bu yüksek oran kısmen, emniyetsiz mutfaklar ve Hindistan’a özgü bol giysilere bağlanmaktadır. Hindistan’da tüm yanıkların üçte birinin giysilerin açık ateşten alev alması sonucu meydana geldiği tahmin edilmektedir. Kasıt içeren yanıklar da yaygın bir sebeptir; aile içi şiddet ve kendi kendine zarar vermeye bağlı olarak genç kadınlarda yüksek oranlarda görülmektedir.

Tarihçe

Yanıkları derecelerine göre sınıflandıran Guillaume Dupuytren (1777-1835)

3.500 yıldan eski mağara resimleri, yanık ve yanık tedavisine ilişkin kayıtlar sunmaktadır. Mısır’daki M.Ö.1500 tarihli Edwin Smith papirüsü bal ve reçine kullanılan tedavileri açıklamaktadır. Çağlar boyunca birçok farklı tedavi yöntemi kullanılmıştır; M.Ö.600 yıllarında Çinliler çay yaprakları, M.Ö.400 yıllarında Hipokrat domuz yağı ve sirke, M.S.100 yıllarında ise Celsus mür ve şarap kullanıldığını belgelemiştir. Fransız berber-cerrah Ambroise Paré 1500’lerde ilk kez farklı yanık derecelerini tanımlamıştır.Guillaume Dupuytren bu dereceleri 1832 yılında altı farklı yanık şiddeti olarak genişletmiştir.

Yanık tedavisine yönelik ilk hastane 1843 yılında İngiltere, Londra’da açılmıştır; modern yanık tedavisinin gelişimi ise 1800’lerin sonunda ve 1900’lerin başında başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı boyunca, Henry D. Dakin ve Alexis Carrel, sodyum hipoklorit solüsyonları kullanarak yanık ve yaraları temizlemeye ve dezenfekte etmeye yönelik standartları geliştirmiş, bu da ölüm oranını önemli derecede azaltmıştır. 1940’larda yaranın erkenden kesilip çıkarılmasının ve deri greftlemenin önemi anlaşılmış ve aynı zamanlarda, sıvı resüsitasyonu ve yol gösterici formüller geliştirilmiştir. 1970’lerde araştırmacılar ağır yanıkları takip eden hipermetabolik durumun önemini ortaya koymuştur.

Yanık türleri ve ilkyardım

Elektrik yanığı

Elektrik yanığı altta bulunan dokulara ciddi şekilde hasar verebilir. Elektrik yanıklarında hasta iki tâne yara izine sahip olabilir (giriş ve çıkış).

Uyarılar:
  • Elektrik yanığı olan hastanın yanına elektriğin kesilip emniyetli bir ortam olmadan asla gitmeyin.
  • Elektriği kesin.
  • Nefes almayı, dolaşımı kontrol edin, gerekli kardiyak yardımını yapın (eğer gerekli ise).
  • Gerekmiyorsa hastayı kımıldatmayın. (Elektrik yanmalarında omurilik yaralanması olabilir)
  • Yanığı kuru steril gazlı bezle kapatın.
  • Tıbbî yardım çağırın.

Kimyasal yanık

Deri ile teması halinde yanık yapacak pek çok kimyasal madde vardır. Kimyasal yanıklar âcil yardım gerektirir.

Uyarılar:
  • Akan suyla kimyasal madde bulaşan yeri yıkayın. Hafifçe akan bir suyla en az 20 dakika yıkayın. Sert basınçlı akan sudan kaçının. Yıkama sırasında kimyasal bulaşan elbiseyi ve takıları çıkarın.
  • Âcil ambülans servisiyle (112) veya zehirlenme merkeziyle temas kurun.
  • Geç reaksiyon durumu için hastayı izleyin.

Göze bulaşmışsa gözü aşağı doğru yıkayın.

Isı yanıklarında (alev, aşırı ısı, radyasyon veya güneş yanığı) ilk yardım

1. derece yanık için uyarılar:
  • Yanan kısmı soğutun. Soğuk suya daldırın veya soğuk bez koyun.
  • Temiz kuru bir bezle kapatın.
  • Yanık yerini kalp seviyesinin üzerine kaldırın.
  • Şoka karşı koruyun (gerekiyorsa).
2. derece yanık için uyarılar:
  • Yanan kısmı soğutun. Soğuk suya daldırın veya soğuk bez koyun.
  • Temiz kuru bir bezle kapatın.
  • Yanık yerini kalp seviyesinin üzerine kaldırın.
  • Şoka karşı koruyun (gerekiyorsa).
3. derece yanık için uyarılar:
  • Derhal acil servisi arayın (su uygulaması yapmayın).
  • Temiz kuru bir bezle kapatın.
  • Yanık yerini kalp seviyesinin üzerine kaldırın.
  • Şoka karşı koruyun.
Soğuk yanığı

Soğuk yanığı (soğuk ısırması)

Vücudun oldukça soğuk bir madde ile temasından kaynaklanan yanık çeşididir. Kar, soğuk hava gibi soğuk maddelerle uzun süreli temas; kuru buz, sıvı nitrojen, sıvı helyum veya soğutularak sıvılaştırılmış gazlarla kısa süreli temas buna neden olabilir. Bu durumlarda vücuttan soğuk maddelere doğru bir ısı akışı olur. Doku kaybı sonucunda yaralar oluşur.

Notes

Dış bağlantılar

Sınıflandırma
Dış kaynaklar



Новое сообщение